Dervişoğlu'ndan Seçimi Boykot Çağrısı
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına tepki gösteren Dervişoğlu, "Madem ki her şey Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Erdoğan'ı o makamda tutmak için yapılıyor o zaman muhalefetin açıklama yapmaktan öte sorumluluklar üstlenmesi kaçınılmazdır. " diyerek, anayasa ihlali devam ederse seçimi boykot etme çağrısı yaptı.
This is a modal window.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Sabah saatlerinde başlatılan iki ayrı operasyonla İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına tepki gösteren Dervişoğlu, "Benzeri ancak darbe günlerinde yaşanmış gelişmelere tanıklık ediyoruz. Biz 'konuşan Türkiye' dedikçe, iktidar ağzını açan herkesi gözaltına alıyor, tutukluyor, demir parmaklıkların ardında gönderiyor. Artık anlaşılıyor ki konuşulacak çok fazla şey kalmamıştır. Türkiye'de demokrasi ve hukuk askıya alınmış, seçim ve siyaset yapılamaz hale gelmiştir." dedi.
"Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisine rakip olma iddiasını ortaya koyan bir siyasetçiye zincirleme davalar açmak, diplomasını iptal etmek ve sabahın ilk ışıklarıyla evine polis gönderip gözaltına almak zulümdür, zorbalıktır ve ancak diktatörlüklerde yaşanabilecek bir saçmalıktır." ifadelerini kullanan Dervişoğlu'nun açıklamasının tamamı şöyle:
"HUKUK ASKIYA ALINDI"
"Türkiye’nin şafak vakti yaşadığı yeni bir rezalet, 19 Mart 2025 tarihini, 150 yılı aşan demokrasi tarihimizin kara bir gününe çevirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması akılla, hukukla, vicdanla açıklanabilecek bir iş değildir.
Türkiye'nin huzuru hedef alınmaktadır. Türk milletinin iradesi ayaklar altına alınmaktadır. Günlerdir uyarıyorum, ülkemizi kaosa sürükleyecek adımları atmaktan uzak durun diyorum. Ancak görünen o ki iktidarın gözünü maalesef hırs bürümüş, hiçbir demokratik ülkede yaşanmayacak, hiçbir demokrasinin kaldıramayacağı ne varsa hemen hepsini Recep Tayyip Erdoğan iktidarı ülkemize yaşatıyor. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, egemenlik de kayıtsız şartsız milletindir.
Benzeri ancak darbe günlerinde yaşanmış gelişmelere tanıklık ediyoruz. Biz konuşan Türkiye dedikçe, iktidar ağzını açan herkesi gözaltına alıyor, tutukluyor, demir parmaklıkların ardında gönderiyor. Artık anlaşılıyor ki konuşulacak çok fazla şey kalmamıştır. Türkiye'de demokrasi ve hukuk askıya alınmış, seçim ve siyaset yapılamaz hale gelmiştir.
"KARA BİR LEKE"
Sözün ve kararın asıl sahibi aziz milletimiz iken onun seçtiği insanlara reva görülen bu zulüm artık tarihimizin en kara lekelerinden biridir.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisine rakip olma iddiasını ortaya koyan bir siyasetçiye zincirleme davalar açmak, diplomasını iptal etmek ve sabahın ilk ışıklarıyla evine polis gönderip gözaltına almak zulümdür, zorbalıktır ve ancak diktatörlüklerde yaşanabilecek bir saçmalıktır.
Tarih aynılarını yapan darbecileri nasıl yazdıysa, bugün bu işe imza atanları da o şekilde yazacaktır. Şu bilinmelidir ki gözü dönmüş bu iktidarın ve makam hırsına yenilmiş Recep Tayyip Erdoğan'ın İstiklal Marşı 'Korkma' diye başlayan milleti susturmaya asla gücü yetmeyecektir.
"KRAL NEMRUT KADAR BİR İTİBARLA ANILACAKLAR"
Bu Recep Tayyip Erdoğan tarafından işlenen anayasal suçtur. Buradan savcılara suç duyurusunda bulunuyor, bu zorbalığı da aziz milletime şikayet ediyorum.
Türkiye'de demokrasi ve hukuk askıya alınmış. Seçim ve siyaset yapılamaz hale gelmiştir. Hukuksuzluğa dur demenin de hiçbir anlamı kalmamıştır. Bu ülkede yasadan bahsetmek mümkün olmadığından yasadışılık bile manasını yitirmiştir. Herkesin kaderi Recep Tayyip Erdoğan'ın kararına bağlıdır. Yasa da anayasa da onun iki dudağından dökülecek kelama aittir. Suni teneffüsle yaşattıkları iktidarlarını aklen ve vicdanen öldüğünü zaten çok iyi biliyorlar. Siyaseti tanzim etmek, muhalefeti baskılamak, rakiplerini kendi belirlemekten başka hiçbir şansları kalmamıştır. Cumhuriyetin kurumlarını ve faziletlerini budamak, alenen gayrimeşruluğunu ilan etmek anlamına gelir.
İktidar bu cüreti hangi dış şartlardan beslenerek alıyorsa bilinsin ki hepsi geçecektir. Türk milletine bunu yapanlar ancak Kral Nemrut kadar bir itibarla anılacaktır. Buradan Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyor ve talimatıyla gerçekleştirilen bu hukuksuzluğa derhal son vermeye çağırıyorum.
"KAOSLA GELDİLER, KRİZLERLE KALDILAR"
Bunlar iktidarda kaldıkça ne adalet yerini bulacak ne de demokrasi gelecektir. Çünkü kaosla geldiler, krizlerle kaldılar, şimdi daha büyük bir kaosla makamlarını edebileştireceklerini zannediyorlar. Türkiye Devleti bir cumhuriyettir. Egemenliğin sahibi büyük Türk milletidir. Bu devlet kişiler devleti değildir, Türk milletinin devletidir.
"MİLLETİN SEÇME YETKİSİNİ GASP EDİYORSUN"
Bir zamanlar Türkiye'de vesayet vardı, Cumhuriyet'i kendi makamı zannedenler vardı. Erdoğan'a muhtar bile olamaz diyenler ve bu yolda manşet atanlar vardı. Şiirden haksız yere 3 ay hapis yattı ama 23 yıldır bu mağduriyeti bitmedi. Ki doğrudur bir gün bile özgürlükten mahrum kalmak bir insan için bin yıla bedeldir. Bugünse o günlerin mağduru Erdoğan, o günlerin vesayetinden çok öteye geçmeyi başarmıştır. Bırakın 28 Şubat'ı 12 Eylül'de milleti vatandaşlıktan atan zihniyete erişmiştir.
Cumhuriyet’in kurumlarını budamakla da yetinmiyor milletin seçebilmek yetkisini bile gasp ediyorsun. Sen böyle yaparak aslında farkında olmadan gayrimeşruluğunu ilan ediyorsun.
SEÇİMİ BOYKOT ÇAĞRISI
Madem ki her şey Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Erdoğan'ı o makamda tutmak için yapılıyor o zaman muhalefetin açıklama yapmaktan öte sorumluluklar üstlenmesi kaçınılmazdır. Recep Tayyip Erdoğan anayasaya göre bir daha Cumhurbaşkanı adayı olamaz. Anayasayı tanımazlık devam ederse, adaylığın yolu açılır ve muhtemel rakiplerin tasfiyesine yönelik benzer uygulamalar sürerse yapılacak tek şey Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin boykot ve protesto edilmesidir.
Tüm muhalefet yüksek bir Meclis çoğunluğuna yönelmeli, bu ceberrut yönetimin kanun yapma yetkisi elinden alınarak eli kolu bağlanmalıdır. Hiç kimse yeni yeni maceralara, yasaların ve anayasanın arkasına dolanmaya kalkışmasın. Recep Tayyip Erdoğan demokrasiyi bir vasıta olarak gördüğünü, istediği durağa gelince ineceğini zaten yıllar önce söylemişti. 23 yıllık iktidarının sonuna geldiğini görünce iflas etmiş suç taşıyan sandık gibi karanlık düzenlerinin biraz daha uzaması için ellerinden geleni artlarına koymayacaklarını biliyorduk. Bölüm sonu canavarı gibiler ama tüm oyunlarda canavarların sonu bellidir!
"ASLA GEÇİT VERMEYECEĞİZ"
Onlar hukuku iktidarlarının aparatı yapmak istedikçe biz daha gür bir şekilde hukuku savunacağız, onlar harami saltanatını devam etsin diye çabaladıkça 10 yılda bir teröristlerle anlaşmayı 'barış, demokrasi' kılıfına bürüyüp ihanet sürecini başlattıkça biz Mustafa Kemal Atatürk gibi dik duracağız, vatanı savunmaya devam edeceğiz. Onlar Cumhuriyetimizin değerlerine saldırdıkça biz daha fazla 'cesaret' diyecek ve savunacağız. Ne demokrasiyi oyuncak etmelerine ne vatanı parça parça etmelerine ne milleti fakirliğe mahkum etmelerine ne cumhuriyeti yıkma hayallerine asla geçit vermeyeceğiz. Geçit yok, biz buradayız! Susmak, boyun eğmek yok! Ey Recep Tayyip Erdoğan, Türk milleti buradan çıkar ne sen ne etrafın ne de güvendiğin hiçbir güç buna mani olamaz. Bu millet seni bir daha seçmeyecek. Senin zihniyetini, vesayetini de asla kabullenmeyecek. Kişiler değil, tercihler yarışacak. İstibdat değil, hürriyet; saray değil cumhuriyet kazanacak. Ne mutlu Türküm diyene."
Kaynak: Haber Merkezi